USD/TRY ₺50,16 +0.20%
EUR/TRY ₺55,94 -0.62%
GBP/TRY ₺67,02 -0.68%
CHF/TRY ₺61,15 -0.19%
JPY/TRY ₺31,72 +0.00%
SAR/TRY ₺13,36 +0.21%
CAD/TRY ₺35,51 -0.60%
AUD/TRY ₺34,43 -0.79%
ALTIN/GR ₺6.556 -0.60%
USD/TRY ₺50,16 +0.20%
EUR/TRY ₺55,94 -0.62%
GBP/TRY ₺67,02 -0.68%
CHF/TRY ₺61,15 -0.19%
JPY/TRY ₺31,72 +0.00%
SAR/TRY ₺13,36 +0.21%
CAD/TRY ₺35,51 -0.60%
AUD/TRY ₺34,43 -0.79%
ALTIN/GR ₺6.556 -0.60%
ABD’de önce Demokratları sonra Cumhuriyetçileri kim temizledi?
Dünya

ABD’de önce Demokratları sonra Cumhuriyetçileri kim temizledi?

3 görüntülenme 726 kelime

Trump’ın Başkanlığa gelişi küresel ekonomik sistemin, neoliberal düzenin berbat final yaptığı, bunun da yeni sermaye-iktidar şebekeleri kurduğu bir zamana gelir. Trump, ABD’yi önceleyerek kurtarmanın lideri olarak desteklendi ve bunun Cumhuriyetçiler başta olmak üzere seçmen kitlesinde açık karşılığı vardır…

Trump’ın yenilgisiyle, onu iktidara getiren süreci karıştıran yanar. Trump gidiyor ama süreç sürüyor. Tersine yatırım yapan küresel gerçekliğin farkında değildir. Bütün ülkeler de bununla yüzleşecek…

Trump’ın 3 Kasım itibariyle sona eren “siyasi dönemi”, idari yetkileri elinde bulunsa da artık fazla işe yaramayacak. Amerikan dış politikasının karşılaşacağı meydan okumaların tamamında bunu göreceğiz. Mesela.. İran’ı vurmak-vurmamak artık Başkanlık mirasının bir parçası olamaz. 10 gün sonra gerçekleşmesi beklenen, Trump-Putin-Jinping süper güçler zirvesinde ‘delikanlılığınızdan’ geriye ne kaldığınızdadır iş…

Fakat mesele tam bu da değil; Demokratların ara seçimleri ezici biçimde kazanması, dünyadaki paydaşları tarafından çoşkuyla kutlanıyor mu? Kimi liderler, Avrupa eliti, Zelenski, İngiltere mutlu olabilirler. İyi de, onlar yaşamıyor ki. ABD’ye dair sorun, “ABD yaşamsal geleneği” olan, devletin genetik kodu sayılan kendini “tazeleme/recover” kabiliyetini yitirmiş olması. Bir tür “güncelleme”den bahsetmiyoruz; ‘küllerinden doğmaktır’. Dirilemiyor. Patinaj çekiyor daha çok batıyor, battıkça takadı kesiliyor…

Bu gerçek şu an Cumhuriyetçiler üzerinden anlatılamaz çünkü Trump’a bakıyor herkes, sürece değil. Ama demokratlardan anlatılabilir. Demokratlar, ABD idari sisteminin en güçlü ayaklarını açık ara ele geçirdiler ve bu bir çok felç etme yeteneğini kapsıyor. Yine bir çok Amerikan yorumcusuna göre, 2028 başkanlık seçimleri için işaret de veriyor. Varsayılım ki, Demokratlar parlak bir aday çıkardılar, kazandılar.. Sonra?

***

Amerikan süper gücü bir kaç parça işe yaslanır; küresel hegemonik ağ, dolar, ordu, değerler. İlki ve sonuncusu zaten kalmadı. Avrupa bitti. Orta boy güçler yükseldi. Çok kutuplu dünya sürekli alan kazanıyor. ABD alanını kalan gücüne göre düzenliyor. Ağır stratejik tehdit oluşturmayacak konumları terk ediyor/azalıyor, oluşturacak yerlere orta boy ülkeleri nöbetçi yazıyor. Ordu başlığı artık en az konuşulan olmalı; İran tepeledi ve gönderdi. ABD yenildi. İran’ı nükleer silahlarla haritadan tamamen silseler dahi artık karşılığı yok. Amerikan askeri gücü yapısal sorunlar yaşıyor. Dolar meselesi de öyle. En ‘gıcık’ oldukları konu. Küresel niteliğini az az ama her gün yitiriyor. Bu kadar kıyamet bunun için koptu. En kötüsü durumu anlamıyorlar. Avrupa da öyle. 15 ülkede sosyal, siyasal huzursuzluklar yaşanıyor, AB işlevini yitirdi, bir yıl boyunca seçimler var. Koltuk derdindeler ama Trump’ın gücünü yitirmiş olmasını umut sayıyorlar. Oysa sonlarını hazırlayan Trump değildi. Seçimleri kaybederlerse, bunu da sandık yenilgisi kabul edecekler. Temizlik değil! Bu da bizi esas(lı) meseleye getiriyor…

***

15 yıl önce masaya sürülen karşı tez şu idi; ‘ABD, 2030 yılına kadar bu cendereden kurtulup, kendini yenileyerek sisteme dönmeli. Bu yüzden 2028 seçimleri ve başkanı hayatidir.’

Bu jeopolitik bir okumadır. İç işlerden çok dış şartlara göre ayarlanmış, takvimlenmiştir. Çin’i cepheye alır. Amerika’nın toparlanması için gereken zamanı belirler ve doğru iktidar ile beş-on yıllık ‘diriliş’ senaryosu çizer. Kısmen de aynı fikirdeyim; o zamana kadar oyun kurulamazsa, oyun biter! Şu an bu sürenin hiç bir ayağı tamamlanmış değil. Zamanın büyük kısmı da tüketildi. Geriye 2028 kaldı…

Yine aynı tahlil, bu seçim sonuçlarını hayra yoruyor. Dikkate alalım; Biden döneminin ve liberal-demokrat ekolün sona ermesinin ardından, küresel ekonomik rekabetin büyük ve yeni sermayelerinin hesaplaşmasıyla Cumhuriyetçilerin “istenmeyen” kesimi de temizlenmiş oldu. Washington’un damarları, Temsilciler Meclisi ve Senato’nun temizlenmesiyle 2028’e yürüyen taze bir zemin hazırlandı. Şimdi sıra Başkan’da…

Mümkün mü?

***

Teknik olarak evet. Ama siyasi ve ekonomik konjonktür öyle değil. Bir, ortada bu nitelikte herhangi Başkan adayı bulunmuyor. Kongre’nin yeni üyeleri konuyu anlayan kesimden görünmüyor. Çoğunun arkasında Yahudi lobisinin etkisi ve gücü var. Yerleşik sistemin ürünleri yani. Sadece ABD’de değil, Avrupa ve dünyada sarsıcı muhtemel kriz söylencesi var. Çoklu krizlerle sürekli yıpranan ABD’nin kaşısındaki rakipler ayaklarını uzatıp izliyorlar…

Nihayet, demokratların elinde ve birikiminde radikal ve kesin çözüme dair müktesebat yok. Plan, program yok. Umut yok. Olsa Biden döneminde yaparlardı. Yapamadıkları, çıkış yolu kalmadığı için Ukrayna savaşı çıktı. Kurtaramadıkları için Trump Avrupa’yı terk etti. Bizdeki ya da dünyadaki liberaller Demokratlar’ın zaferini boşa kutluyorlar. Trump’ın ağır yenilgisi güçte elbette dalgalanma yarattı. Ama bu dalganın üzerinde kim sörf yapıyor acaba?

***

Rekabetin/savaşın parçası olan eski-yeni sermaye sınıfları da yara aldı. ‘Yapay Zekâ’yı o kadar kutsadılar ki, onu bizzat yaratan ve üretenlerin birden ve seçimin hemen öncesinde “YZ’yi hiç yapmamak lazımdı, durdurun bunu” türünden günah çıkarmalarının anlamını kimse görmedi. Oysa bu Amerika’nın kalan tek silahı. Ya da gazeteci Tucker’in yine sandığa gidilirken, İran’a nükleer bomba atılacağına dair, gününü bile verdiği söyleminin anlamı? Muktedirken Trump’ı dinlemeyen CENTCOM/Pentagon, şimdi onu dinler mi? Dengeler çok değişti. Herkes ABD’yle işlerini/ilişkilerini iyi düşünmeli. Ya da Teksas’ta kim kazandı, Alaska’da kim kaybetti seyredin durun…

Paylaş:

İlgili Haberler