AKP’nin iktidarı sırasında ve özellikle 2007’de Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra, “Devlet eşittir Parti, Parti eşittir Lider” ideolojisinden kaynaklanan önemli krizler ortaya çıktı.
Bunların en büyüğü, sonradan FETÖ/ PDY denilen ve terör örgütü ilan edilen Gülen Cemaati’nin, bürokrasiye, eğitime, ekonomiye, medyaya, yargıya, güvenliğe ve orduya hâkim olması sonunda yaşanan “15 Temmuz 2016 Askeri Darbe Girişimi”ydi.
Erdoğan, 3 Ağustos 2016 tarihinde yaptığı konuşmada, Cemaat yapılanmasının yüzünü çok geç fark ettiklerini belirterek “Ciddi manada yanılgıya düşmüşüz. Rabbim de milletim de bizi affetsin” diyerek “Cemaat”in bu kadar güçlenmesinde İktidarın da payı olduğunu kabul etmiş ve özür dilemişti.
Ama bu olay üzerine TBMM’de kurulan “15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu”nun raporu, CHP’nin yazdığı muhalefet şerhi ile birlikte başkanlığa verilmiş olmasına rağmen TBMM Başkanlığı’na süresi içinde sunulmadığı ve üzerinde tam bir mutabakat sağlanamadığı gerekçeleriyle resmi olarak yayımlanmamıştır:
Böylece “FETÖ’nün Askeri Darbe Girişimi’nin” “Siyasal Ayağı” karanlıkta kalmıştır.
***
Bu darbe girişimini gerekçe olarak kullanan İktidar, 20 Temmuz’da Olağanüstü Hal ilan etmiş ve 16 Nisan 2017’deki halkoylamasında, yasalara aykırı olarak kullanılan oyların da sayılmasıyla “Şahsım Rejimi” de denilen “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini” ilan etmiştir.
Prof. Ersin Kalaycıoğlu’nun da “Neo-Patrimoniyal Sultanizm” dediği, tek kişiye bağlı rejim, ülkeyi, siyasal tarihinin gördüğü en büyük soygun olayına sürükledi ve “Fon Dolandırıcılığı” ortaya çıktı.
Adalet Bakanının, 3 Kasım 2026’da yaptığı konuşmada “şebeke”, “örgüt” ve “siyasal profiller” vurguları şöyle geçmişti:
Üst düzey denetim mekanizmalarımıza sızan şebekenin varlığı...
Bu örgütsel yapının içindeki isimler...
Bu şebekenin amacı...
Bu örgütsel yapı içerisinde....
..tespit edilen organize bir yapının bütün bağlantıları...
...fon piyasamızda suç yapılanmasına iltisak etmiş en üst düzeyden en alt düzeye kadar bürokratik isimler, gerçek ve tüzel kişiler, siyasi profiller hakkında yasal işlemler yapılmış ve yapılmaktadır.
“Örgütsel yapı” ve “şebeke” denilen bu yapının yaptığı soyguna “iltisak etmiş” görünen pek çok “siyasal profil” ismi, doğrudan veya akrabalık ilişkileri bağlamında ortada dolaşmakla birlikte, şimdilik sadece eski Bakan ve AKP Genel Başkan yardımcısı olan Fatma B. S. Kaya tutuklanmıştır.
Oysa bu soygunu yapanları destekleyenler ve bundan çıkar sağlayanlar arasında bazı “siyasi profiller”in de olduğu açıklanmıştı.
Şimdi kamuoyu, bu soygunun “Siyasal Ayağı”nın yani bu listelerdeki isimlerin açıklanmasını ve elbette yargılanmalarını da beklemektedir.
Dilerim bu soygunun “Siyasal Ayağı” da öncekiler gibi karanlıkta kalmaz!