Siyasal Bilgiler Fakültesi/Mülkiye, yıkılan imparatorluğun başkentinden Ankara'ya 90 yıl önce taşındı. Taşınmaya giden sürecin başlangıcı daha önceki yıllara uzanıyordu.
Mustafa Kemal, Karadeniz gezisinden 1930 yılı aralık ayının ilk günü İstanbul'a gelmişti. 2 Aralık Salı günü öğleden sonra Dolmabahçe Sarayı'ndan çıktı ve o günkü gazetelerin "muhtemel" diye bildirdikleri programdan farklı yerleri gezdi. Gazi, önce Harp Akademisi'ne gitti, Mülkiye Mektebi'ne uğradı. Ardından Harp Okulu'nu ve Galatasaray Lisesi'ni ziyaret etti.
Cumhurbaşkanı, Harp Okulu'nun çıkışında "Bu bina artık bugünkü mektep binası olmaktan çıkmıştır. Hatta ordusu için bir kışla dahi olamaz" dedi. 6 Aralık 1930 günkü gazetesi, Harbiye için "Ankara'da muazzam bir bina yapılacak" haberini veriyordu. Gazetede, bir gün önce, Siyasal Bilgiler Okulu Müdürü Şükrü Bey'in Mülkiye'nin kuruluş yıldönümü toplantısında, "Gazi Hazretlerinin mektebi ziyaretleri dolayısıyla şükranlarını ifade ettiği" haberi yer almıştı.
ANKARA'YA TAŞINMA
Başkentte önce Harbiye binasının inşaatı başladı, ardından Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin Ankara'daki binasının hızla yapılması için özel kanun çıkarıldı. Okul müdürü Şükrü Baban, taşınmaya karşı tavrı nedeniyle görevini dönemin İstanbul Milli Eğitim Müdürü Mehmet Emin Erişirgil'e devretti. Mehmet Emin Bey, Harf Devrimi'nin hazırlıklarını yürüten komisyonun başkanlığını yaparken cumhurbaşkanının yakınında olmuştu.
Mülkiye Mektebi'nin birkaç öğretim üyesi dışında kalan eğitim kadrosu da başkente gitmedi. 5 Aralık günü trenle İstanbul'dan ayrılan öğrenciler Ankara'da coşkuyla karşılandılar, okula yerleştiler. O gün Atatürk'ün Nöbet Defteri'ne şu not düşüldü: "17.00'de Cebeci ve Samanpazarı cihetlerinde bir gezinti yaptıktan sonra, çiftliğe gittiler."
Cumhurbaşkanı, Ankara'da bulunan en kıdemli Mülkiyeli, Ordu Milletvekili Ahmet İhsan Tokgöz'e gönderdiği telgrafta, "Siyasal Bilgiler Okulu'nun bundan sonra da memleket için verimi daima artan bir irfan ve feyz kaynağı olmakta devam edeceğine dair şüphe yoktur" diyerek beklentilerini bildirdi.
167 yıllık geçmişiyle haklı bir üne sahip olan okul, "irfan ve feyz" kaynağı olma gücünün üst basamaklarına başkentte tırmandı.
ÇOK YÖNLÜ BİR EĞİTİM ANLAYIŞI
Artık Cebeci'de kütüphanesi, spor salonu olan, koridorlarında keman, gitar sesleri duyulan bir okul vardı. Hoşgörü ve gülmecenin öğrenci geleneklerinde de yerini bulmasının örneği olan "İnek Bayramı" başlatıldı, Kazgan dergisi yayımlandı. Ankara'da yüksek okullar arasında her yıl tekrarlanan spor karşılaşmaları Siyasal Bilgiler Okulu öğrencilerinin girişimiyle yaşam buldu.
İstanbul'dan Ankara'ya gelen öğrencilerden Cahit Kayra'nın "Ankara Musiki Muallim Mektebi'ndeki konserler bizim hafta sonu olaylarımızın belki de en önemlisi" diye anlattığı günler başlamıştı.
Geleceğin valisi Vefik Kitapçıgil, sınıf arkadaşı Davut Giresunlu ile konservatuvarda keman dersleri almaya başladıklarında yıl 1937 idi. İstanbul Sanayi Odası Başkanlığı da yapacak olan Ertuğrul Soysal, 1940'ların başında konservatuvarda "ikinci anadal" öğrencisi gibi ders alıp bandoneon sanatçısı oldu, Ankara Radyosu'nda tango programları yapmaya başladı.
Arkadaşlarının koridorları "tatlı bir keman sesiyle çınlattığını" anlattıkları 1952 yılı mezunlarından Ayhan Erman, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası sınavlarını kazanıp sanatını sürdürdü.
Asık yüzlü kamu yöneticisi yetiştirmek yerine çok yönlü gençleri ülke görevine hazırlayan okulun öğrencileri, 1950'lerde ikinci yeni edebiyat akımının ana rahmi niteliğindeki Mülkiye İlim Fikir Sanat Dergisi'ni yayımladılar.
Okul öğrencilerinin diğer okullardan arkadaşlarıyla kurdukları Üniversiteliler Müzik Derneği'nin hazırladığı Ankara Musiki Festivali, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk uzun soluklu çoksesli müzik etkinliği oldu. Öğrencilerin okullarından mezuniyetleriyle tamamlanacak olan konserler dizisinin üçüncüsü, 24 Ocak 1959 günü Ayla Erduran konseriyle başladı ve 15 Şubat 1959'da sona erdi.
DEMOKRASİ MÜCADELESİNİN DE KAYNAĞI
Siyasal Bilgiler Fakültesi/Mülkiye, antidemokratik uygulamalara karşı çıkma kültürünün filizlenme kaynağı olduğunu 1960 deneyimiyle ortaya koydu, yine de eğitim kadrosuna müdahaleden kurtulamadı. İlerleyen yıllarda askeri ve sivil antidemokratik uygulamalarıyla baskı altına alınmaya çalışıldı.
1971'de okulun dekanı Prof. Dr. Mümtaz Soysal, yazdığı ders kitabı bahane edilerek mahkûm edildi, çok sayıda öğretim üyesi okuldan uzaklaştırıldı. 1980 darbesi, 2016 Barış İçin Akademisyenler bildirisi ve nice antidemokratik uygulamada okul baskı yöneticilerinin hedefindeydi.
Bu baskıların bedelini okul ve Türkiye ödedi, ödemeye sürüyor. Baskıyı yapanlardan bir bölümü sahneden çekildi, diğerleri de çekilecek. Tarihi kökleriyle demokrasi bağlarını güçlendirme çabasını elinden bırakmayan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin mezunu olarak geleceğe umutla bakmanın kıvancını taşıyorum.
VECDİ SEVİĞ
GAZETECİ