Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı 2027 yılı bütçe sunumunda, derinleşen yoksulluğu ve ekonomik krizin yurttaş üzerindeki yıkıcı etkisini es geçerek çizdiği "pembe tabloyla" vurguladı. İktidarın ekonomi politikalarının faturasını her gün markette ve pazarda ödeyen yurttaşın gerçekliğinden uzak şekilde yapılan konuşmada Şimşek, Orta Vadeli Program (OVP) hedeflerindeki sapmaları ise dış etkenlere bağladı.
'SAVAŞ OLMASAYDI ENFLASYON DÜŞERDİ' SAVUNMASI
Büyümenin bu yıl OVP hedefinin 0,5 puan altında kalarak yüzde 3,3 seviyesinde gerçekleşeceğini itiraf eden Şimşek, ekonomideki yavaşlamayı ve enflasyonu küresel bahanelerle duyurdu. Şimşek, "Para ve maliye politikasında oluşturduğumuz manevra alanı, küresel şoklara karşı kısa sürede etkili tedbirler almamıza imkân sağladı" diyerek uyguladıkları programı savundu. Enflasyonun önlenememesini enerji arz şokuna bağlayan Bakan, Merkez Bankası'nın değerlendirmesine sığınarak "Jeopolitik şoklar yaşanmamış olması halinde enflasyon 7 puan daha düşük gerçekleşecekti" iddiasında bulundu. Ancak savaştaki Rusya, İsrail ve ABD'de enflasyonun yüzde 7'nin altında olmaması vurguladı.
ACI REÇETE DEVAM EDECEK
Şimşek, "Üretim kapasitesini ve rekabet gücünü artıran, yatırımı ve ihracatı önceleyen politikalarımız sayesinde büyüme kompozisyonunun dezenflasyon süreciyle uyumlu olacağını öngörüyoruz" sözleriyle de acı reçetenin devam edeceğinin sinyalini verdi.
SERMAYEYE VERGİ KALKANINI 'ASGARİ ÜCRET' İLE SAVUNDU
Bütçe sunumunun en tartışmalı bölümlerinden biri ise vergi adaletsizliği oldu. Dolaylı vergilerin (KDV, ÖTV) yurttaşın sırtındaki ağır yükü sürerken Şimşek, "Dolaylı vergilerin payının 2026'da yüzde 59,4'e gerileyeceğini öngörüyoruz. Eşel mobil uygulaması olmasaydı bu oran yüzde 60,5 olacaktı" ifadelerini kullandı. Sermaye kesimine tanınan devasa muafiyetleri kapsayan "vergi harcamalarının" bütçedeki devasa deliğini savunan Şimşek, bu durumu perdelemek için milyonlarca çalışanın yararlandığı istisnayı öne sürerek şunları kaydetti:
"Vergi harcaması bir vergi affı veya borç silinmesi değildir. Vergi harcaması yüce Meclisimizin yasal düzenlemelerle hayata geçirdiği vergi muafiyeti, istisna ve indirimlerinden ibarettir. En büyük vergi harcaması, tüm çalışanlarımızın yararlandığı asgari ücret istisnasıdır. Bu istisna kapsamında alınmayacak yaklaşık 1,5 trilyon lira, 2027 yılı vergi harcamalarının yaklaşık 3'te birini oluşturmaktadır."
BATAN FONLARA 130 MİLYAR LİRALIK ÖDEME
Sunumda dikkat çeken bir diğer veri ise manipülasyon nedeniyle batan ve tasfiye edilen yatırım fonları oldu. Kamu bütçesinden kaynak kullanılmadığını savunan Şimşek, sürecin bilançosunu "Fon pay sahiplerine yapılan ödemelerde fon malvarlığı, geri kazanım hesaplarındaki kaynaklar ve isteğe bağlı iade hesaplarındaki tutarlar kullanılmakta olup kamu bütçesinden kaynak kullanılmayacaktır" sözleriyle savundu ve ekledi: "Bugüne kadar 108 fonda, 614 bin 874 hesaba, 420 bin 31 tekil kişiye 130,2 milyar lira ödeme yapılmış ve 179 bin 449 kişi net yatırım tutarının tamamını almıştır."
AÇLIK SINIRI 38 BİNİ AŞARKEN 'EMEKLİYE ALAN YARATTIK' İDDİASI
Açlık sınırının 38 bin lirayı geçtiği, asgari ücretin aylar öncesinden eridiği bir ortamda Şimşek'in bütçede "faiz dışı fazla" verdiklerini belirterek sunduğu vaatler Meclis tutanaklarına sokağın gerçekliğinden kopuk sözler olarak yansıdı. Ayrıca 2025 yılında faiz giderlerinin payı toplam bütçe giderleri içinde yüzde 14,04 olarak ifade edilirken Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, Ocak–Ağustos 2026 döneminde gerçekleşen 12 trilyon 162,7 milyar TL'lik merkezi yönetim bütçe giderinin yaklaşık %16,35'i (1,988 trilyon TL) faiz harcamalarından oluştu. 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu'na göre başlangıç faiz ödeneği ise 2 trilyon 742 milyar TL olarak belirlenmişti.
Şimşek sunumunu şu iddialı sözlerle bitirdi:
"Elde ettiğimiz mali alanı eşel mobil için kullandık. 2027 bütçesinde emeklilerimizin alım gücünü desteklemek amacıyla alan oluşturduk... Çiftçimizin, esnafımızın, işçimizin, asgari ücretlimizin, memurumuzun ve emeklimizin, kısacası tüm vatandaşlarımızın alım gücünü artırmayı ve refah artışından toplumun tüm kesimlerinin adil bir şekilde pay almasını sağlamayı hedefliyoruz."