
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada tanık olarak dinlenen Yusef Arslan, Bomonti'de bir inşaat yapıldığını, 2022 yılında bu inşaatın ilk fazını bitirdiklerini anlattı.
Arslan, "İş bitirmeyle ilgili müracaat istedik yapı denetim şirketinden. Kendileri müracaat etti ve ilk 2 blok için başkanla görüşmemiz gerektiği söylenmiş. Ben de onu, ortaklardan Münir Bey'den öğrendim. Ben orada aslında iki ortak arasındaki ihtilaf nedeniyle hep aralarındaki ilişkiyi sağlıyordum. Yani bir yerden bir yere götürüyordum bilgiyi." dedi. Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan'ın "Bu 3,5 milyon dolar konusundaki beyanatınız var." demesi üzerine tanık Arslan, "İlk orada 3 tane bina vardı. İlk 2 blok B ve C blokları tamamlandığında bize iletilen 3,5 milyon dolar bir ödeme talep edildiğiydi. Daha sonradan A blok bittiğinde de 3,5 milyon gibi bir talep olduğu söylendi. Proje aslında tamamıyla ruhsatına uygun imal edilmişti. Onun için ortaklar da biraz tepki gösterdi niye böyle talep var diye." şeklinde konuştu.
SANIKLARDAN ŞİKAYETİNİN DEVAM ETTİĞİNİ SÖYLEDİ
Duruşmada, bazı tanıkların da ifadelerinin alınmasının ardından müştekilerin dinlenmesine geçildi. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya bağlanan müşteki iş insanı Fatih Erdoğan, daha önce verdiği ifadelerin doğru olduğunu belirterek, sanıklardan şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini dile getirdi.
SEGBİS ile bağlanan müşteki iş insanı Abdülkerim Fırat da daha önce verdiği ifadelerinin doğru olduğunu, sanıklardan şikayetinin devam ettiğini ve davaya katılmak istediğini kaydetti.
Müşteki Fırat, bir projeleri için ilçe belediyesinden ruhsat aldıktan sonra, hiç bilmedikleri bir silüet onayı için büyükşehir belediyesine gidilmesi yönünde bir talebin oluştuğunu ifade ederek, "Hem teknik grubumuz hem hukuki grubumuz Beşiktaş Belediyesi'ne 'ruhsatı vermişsiniz, usulen gitmemesi gerektiği' konusunda itirazda bulunduk. Onlar da bize toplam inşaat alanı 50 bin metrekareyi geçen yapılar için esasen değil, usulen büyükşehir belediyesine gidip silüet, yani görünüm izni alınması gerektiğini söylediler. Bunu bazı belediyeler kullanıyor, kanunda yeri yok, bazı belediyeler de büyükşehir belediyesine gönderiyor. Bu tamamıyla İstanbul'la alakalı." ifadelerini kullandı.
Çalışanlarını devamlı büyükşehir belediyesinin ilgili İmar Daire Başkanlığı'na gönderdiklerini ancak muhatap bulamadıklarını söyleyen Fırat, "Bu 7-8 ayı buldu. Şantiyeyi kurmuşuz, onlarca teknik personelimiz var, herkese maaş veriyoruz ve insanlar orada yatıyor. Şirketin imar danışmanlarından Aytaç Ülkebaş'a görev verdim, bu niye böyle oluyor diye. İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün'den randevu aldığını, görüşmemiz gerektiğini kaydetti." şeklinde konuştu.
"KREŞ VAADİMİZ VAR YAPAR MISIN?"
Fırat, Saraçhane binasına gittiğini ve Akgün ile görüştüğünü anlatarak, şunları ifade etti: "Gürkan Bey beni hemen içeriye aldı ve görüşme başladı. Direkt yardım yapıp yapamayacağımı sordu. Ben çok sert bir dille kesinlikle yardım yapamayacağımı söyledim. 'Kreş yapar mısın?' dedi. Ben de biraz düşündüm. Resmi bağış olursa devletimize bu bağışı yapabiliriz. Kreş yapabileceğimizi söyledim. Kreşten kastını sordum. Gürkan Bey de 'Biz, seçim vaadi olarak bilmem şu kadar kreş vaadimiz var, bunları yapmak zorundayız, bir bölümünü yaptık.' dedi."
Bir yıl içinde kreşi bitirebileceklerini söylediğini aktaran Fırat, "Gürkan Akgün bunun üstüne 'Mevcut kreşlerimize protokol karşılığı devam edin.' dedi. Ben de 'Bunun karşılığı nedir?' diye sordum. Bana 'Her kreşin maliyeti 15 milyon lira.' dedi. Ben de bunu kabul edip 'Evet, bir kreş bağış yapabiliriz.' diyerek konuyu kapattım." dedi. Müşteki Fırat sanık avukatlarının çapraz sorgusunda, "İstanbul Büyükşehir Belediyemize ben bağışta bulundum. Kreş onayının sözünü verdim, ondan sonra zaten bütün onaylarım geldi." ifadesini kullandı. Duruşma, 9 Kasım Pazartesi gününe ertelendi.