USD/TRY ₺50,16 +0.20%
EUR/TRY ₺55,94 -0.62%
GBP/TRY ₺67,02 -0.68%
CHF/TRY ₺61,15 -0.19%
JPY/TRY ₺31,72 +0.00%
SAR/TRY ₺13,36 +0.21%
CAD/TRY ₺35,51 -0.60%
AUD/TRY ₺34,43 -0.79%
ALTIN/GR ₺6.556 -0.60%
USD/TRY ₺50,16 +0.20%
EUR/TRY ₺55,94 -0.62%
GBP/TRY ₺67,02 -0.68%
CHF/TRY ₺61,15 -0.19%
JPY/TRY ₺31,72 +0.00%
SAR/TRY ₺13,36 +0.21%
CAD/TRY ₺35,51 -0.60%
AUD/TRY ₺34,43 -0.79%
ALTIN/GR ₺6.556 -0.60%
Fon komplosu
Ekonomi

Fon komplosu

2 görüntülenme 642 kelime

Fon vurgunu konusu ülkemizin ahlak durumunun bir aynası gibi. Hep denir ya, “istisnalar kaideyi bozmaz, usulsüz genellemeler hataya götürür”. Her şeye rağmen dünya düzeninde ve ülkemiz şartlarında kul hakkı yemeyen, harama yaklaşmayan insanlarımız elbette var; Allah Teâlâ onların sayılarını artırsın!

Hukukta “suçun ve cezanın şahsîliği” diye bir temel kural vardır; kimseye başkasının suçu da, cezası da yüklenemez. Şimdi bakıyorum, günlerdir bütün medya fon konusu ile meşgul, bu arada muhalefet, bütün sorumluluğu/suçu sayın Cumhurbaşkanımıza yüklemenin ve onu yıpratmanın peşinde. Meseleye taraflı ve tarafsız yaklaşanlar bolca var.

Ortada bir skandal, bir kul hakkına sarkma, haram helal ayırmadan cebi/küpü doldurma, çok kazanmak hırsıyla hesapsız yatırma olayı var, ama bunların bir de arka planı var; sayın adalet bakanımız gazetemizde duyurdu: Erdoğan’ı ve iktidarını bitirmek için bir komplo kuruluyor, rüşvet ile üst düzey denetim sorumluları teslim alınıyor, denetimsiz piyasaya hakim olunuyor, milyarları belli ellerde toplayıp ekonomiyi çökermeye teşebbüs ediliyor…

Cumhurbaşkanımız, duruma muttali olur olmaz kimsenin gözünün yaşına bakmadan sorumlular hakkında gerekeni yapmaya başladı; henüz sırası gelmemiş olanlar da atlanacak değildir ve asla atlanmamalıdır.

Mevcut durumda ülkesini ve insanını sevenler, vicdan ve ahlak sahibi olanlar skandaldan çıkar devşirmezler; kamuya en az zararla bu komplonun da atlatılmasına yardımcı olurlar, olmalıdırlar.

Ben bu kadarını söyledikten sonra, meşruiyet ve ölçüyü atlayarak hayal deryasına dalan yatırımcıların geçmişten ibret alınmadığına ve “ev sahibinin kusuru varsa, hırsızın hiç mi suçu yok” insaflı bakışına örnek olmak üzere değerli ilim adamımız sayın Mustafa Özel’in, holding furyasında gazetemizde yazdığı iki yazıdan alıntılar yapacağım.

09/03/1999 Salı günkü yazının başlığı “Tamahkârla sahtekâr”.

“Çok ortaklı şirketleşme modelini çok önemsediğimi bilen bazı dostlar, medyadaki malûm yayınlardan sonra takılmaya başladılar. «Senin çok ortaklılar malı götürüyor galiba!” diyenlerin sayısı giderek artıyor. Onlara sadece sapla samanı birbirine karıştırmamaları gerektiğini söylemekle yetiniyorum. Hakiki çok ortaklı şirketlerle, tamahkâr-sahtekâr ortaklıklarını aynı kefeye koymak şaşkınlık değilse, kötü niyetin ifadesidir. Mark bazında yüzde 40 kâr beklentisiyle Alman bankalarından faizle para alıp birilerine teslim edenler varsa, bunları tavsif edebilecek tek kelime tamahkârlık; onlara bu vaadde bulunanların vasfı ise sahtekârlıktır. Kayseri’’de duyduğum bir kelam-ı kibar, “Tamahkârla sahtekâr çabuk anlaşır” diyordu. “Çabuk anlaşır ve çabuk bozuşurlar!”

“…İki yüzyıldır ağaçlarımıza boyuna işaret levhaları çakılıyor: Avrupalılık, çağdaşlık, lâiklik, liberal kalkınmacılık... Anadolu insanı, bu levhalara bakmaya ihtiyaç duymadığını, bunların saptırıcı işaretler olduğunu haykırıyor. «Kaybolmadık, buradayız!» diyor. İşaret levhalarını kaybedenlerse telaş içinde. Bütün insanî değerleri rafa kaldırıp, imtiyazlarını barbarca korumaya çabalıyorlar.”

20/02/2000 Pazar tarihli ikinci yazının başlığı “Din, ticaret ve çok ortaklı şirketler” Türkiye’de çok ortaklı şirketler halinde vücut bulan kolektif girişimciliğin ortaya çıkmasında en büyük amil, üretimden ranta kayan muhafazakârlaşmış kapitalist sınıftır… Bu sınıf, 1960-80 arası dönemde içe dönük sanayileşme yolunda devletin sağladığı büyük teşvik ve koruma avantajlarıyla belirli bir gelişme sağlamış, fakat aynı devletin 1980-90 arasında sağladığı yine çok büyük ihracat teşviklerine rağmen dünya pazarına açıl(a)mamıştır…” “Çok ortaklı şirketlerle alakalı tartışmalar sürüyor ve maalesef kötülerin yanında iyilerin de aleyhine bir hava yaratılıyor. Bu dayanışmacı ekonomik örgütlenmeyi başından beri destekledim. Desteğin ötesinde, beni olağanüstü heyecanlandıran bir gelişme olarak selamladım. İlk günkü görüşlerimi aynen muhafaza ediyorum. İnanıyorum ki, bu yolun sahtekârları bir bir dökülecek, iyiler yollarına güçlenerek devam edeceklerdir.” “Çok ortaklı şirket, ticarî ve endüstriyel bir girişim olmanın yanı sıra, aynı zamanda bir finans kurumu ve borsa niteliği taşımaktadır. Sermaye ve finans örgütlenmesinde başarılı olamayan toplumlar, sanayi ve ticarette mesafe alamazlar. Ayrıca, sanayileşmede geç kalan toplumlar, küçükölçekten hareketle rekabet gücü oluşturamazlar. Mutlaka orta ve büyük-ölçekli işletmeler kurmak zorundadırlar. Bunun için de yeterli sermaye ve uygun maliyetli finansmana ihtiyaç vardır.” “Çok ortaklı şirket, Anadolu insanının bilgece icadıdır. Tefecilik çarkına kapılmadan ve devlete (dolayısıyla millete) yük olmadan, sanayi ve ticareti örgütleme arayışıdır.” “Çok ortaklı şirketlerle alakalı önemli bir husus, ilk örneklerin başarılı olduğunu gören fırsatçıların “piyasayı bozma” girişimleridir. Hakiki çok ortaklı şirketlerle, bir tür tamahkârsahtekâr ortaklıklarını aynı kefeye koyamayız elbette. (Tekrar etmek gerekirse) Mark bazında akıl almaz kâr beklentisiyle Alman bankalarından faizle para alıp birilerine teslim edenler çıkıyorsa, bunları tavsif edebilecek tek kelime tamahkârlık; onlara bu vaadde bulunanların vasfı ise sahtekârlıktır. Tamahkârla sahtekâr çabuk anlaşır ve çabuk bozuşurlar!”

Paylaş:

İlgili Haberler