Tıp dünyasında heyecan yaratan yeni bir araştırmaya göre, insan beynine doğrudan uygulanan deneysel bir gen tedavisi, ilaca dirençli epilepsi hastalarının yaşam kalitesini kökten değiştirebilecek sonuçlar verdi. The New England Journal of Medicine dergisinde yayımlanan çalışmada, standart antiepileptik ilaçlarla kontrol altına alınamayan şiddetli vakalarda nöbet sayısının yüzde 90'ın üzerinde azaldığı görüldü.
KEMOGENETİK YAKLAŞIM NASIL ÇALIŞIYOR?
Araştırma odaklı hayır kurumu Epilepsy Society verilerine göre, Birleşik Krallık'ta yaklaşık 600 bin kişi epilepsiyle yaşıyor ve hastaların yaklaşık üçte biri standart ilaçlara yanıt vermeyen ilaca dirençli grupta yer alıyor. Bu hastalarda görülen kontrolsüz elektriksel fırtınalar ciddi yaralanmalara, bilişsel gerilemeye ve erken ölüm riskinde artışa yol açabiliyor.
Çalışma kapsamında, hipokampal skleroz nedeniyle 10 ila 25 yıldır epilepsiyle yaşayan üç yetişkin hasta üzerinde denenen yöntemde cerrahlar, genetiği değiştirilmiş bir virüsü zarar görmüş beyin dokusuna doğrudan enjekte etti. Belirli bir geni uyarıcı nöronlara yerleştirecek şekilde programlanan virüs, çevredeki nöronların halihazırda kullanılan bir ilaç olan klozapine bağlanmasını sağlıyor. Bu sayede klozapin, nöbetlere yol açan aşırı aktif hücrelerin elektriksel ateşlenme hızını güvenli bir şekilde azaltıyor.
İki ayın sonunda katılımcılardan ikisinin aylık nöbet sayısı 4,5'ten 0,5'e düşerken, üçüncü katılımcıda nöbet sayısı 4'ten sıfıra geriledi. Uzmanlar, standart gen tedavilerinin aksine "kemogenetik" adı verilen bu ikili yaklaşım sayesinde hekimlerin ilaç dozunu değiştirerek tedavinin şiddetini ayarlayabildiğine dikkat çekiyor.
UZMANLARDAN DEĞERLENDİRMELER VE GELECEK PLANLARI
Kaliforniya Üniversitesi San Diego kampüsünden nörolog Dr. Olivia Kim-McManus, mevcut tedavi seçeneklerinin beyindeki hasarlı bölgenin cerrahi olarak kesilmesini veya lazerle yok edilmesini gerektirdiğini belirterek, yeni tekniğin tek bir müdahaleyle cerrahi hassasiyet ve gen terapisini birleştirerek hastanın beyin dokusunu koruduğunu ifade etti.
University College London'dan araştırmaya katılmayan nörolog Prof. Matthew Walker ise sonuçların son derece çarpıcı ve az yan etkili olmasının heyecan verici olduğunu vurgularken, örneklem grubunun küçükliğine ve klozapinin yüksek dozlarda olası kardiyovasküler yan etkileri gibi uzun süreli kullanım risklerine vurguladı. Araştırmacılar, üç hastayı uzun vadede gözlemlemeyi ve yöntemi daha geniş katılımlı klinik deneylerle test etmeyi planlıyor.