USD/TRY ₺50,16 +0.22%
EUR/TRY ₺56,37 +0.09%
GBP/TRY ₺67,55 +0.11%
CHF/TRY ₺61,51 +0.40%
JPY/TRY ₺31,93 +0.00%
SAR/TRY ₺13,36 +0.22%
CAD/TRY ₺35,79 +0.17%
AUD/TRY ₺34,75 +0.13%
ALTIN/GR ₺6.588 -0.12%
USD/TRY ₺50,16 +0.22%
EUR/TRY ₺56,37 +0.09%
GBP/TRY ₺67,55 +0.11%
CHF/TRY ₺61,51 +0.40%
JPY/TRY ₺31,93 +0.00%
SAR/TRY ₺13,36 +0.22%
CAD/TRY ₺35,79 +0.17%
AUD/TRY ₺34,75 +0.13%
ALTIN/GR ₺6.588 -0.12%
Arnavut siyasetçi Koçeku, konuştu: 'Halk yönetim sisteminin değişmesini istiyor'
Siyaset

Arnavut siyasetçi Koçeku, konuştu: 'Halk yönetim sisteminin değişmesini istiyor'

1 görüntülenme 1166 kelime

Arnavutluk'ta üniversite öğrencilerinin daha iyi eğitim koşulları talebiyle düzenlediği gösteriler ve Başbakan Edi Rama hükümetine karşı protestolar devam ederken, ülkedeki siyasi sistemin geleceği tartışılıyor.

Arnavut Kurucu Meclisi Üyesi Marjana Koçeku, 'ten Caner Çiftçi'ye yaptığı açıklamalarda protestoların nedenlerini, erken seçim tartışmalarını, yabancı yatırımları, Kosova-Sırbistan gerilimini ve Türkiye'nin bölgedeki rolünü değerlendirdi.

Arnavutluk'ta yaşanan sorunların yalnızca iktidar değişikliğiyle çözülemeyeceğini savunan Koçeku, ülkede demokratik kurumların yeniden güçlendirilmesi ve hukukun üstünlüğünün sağlanması gerektiğini altını çizdi.

Arnavutluk'ta aylardır devam eden protestoların Başbakan Edi Rama'ya yönelik muhalefetin ötesine geçtiğini belirten Koçeku, gösterilerin siyasi sisteme duyulan köklü memnuniyetsizliği yansıttığını ifade etti.

Ülkedeki siyasi yapının uzun yıllardır eşit fırsatlar, hesap verebilirlik, liyakat ve gerçek demokratik temsil sağlayamadığını savunan Koçeku, protestoların başlangıçta çevresel kaygılar etrafında şekillendiğini ifade etti.

Özellikle koruma altındaki alanları, doğal kaynakları ve stratejik yatırımları etkileyen yasal düzenlemelere yönelik tepkilerin zamanla daha geniş bir toplumsal harekete dönüştüğünü belirten Koçeku, öğrencilerin, genç meslek sahiplerinin, çevre aktivistlerinin ve yurttaşların ortak talepler etrafında buluştuğunu dile getirdi.

Koçeku, "Bugün tanık olduğumuz şey, yıllardır biriken hayal kırıklığının dışavurumudur. Gençler kaliteli eğitim, insana yakışır istihdam, işleyen kurumlar ve kendi ülkelerinde bir gelecek talep ediyor" dedi.

Edi Rama hükümetinin on yılı aşkın süredir iktidarda olması nedeniyle bu taleplere yanıt vermekle sorumlu olduğunu vurgulayan Koçeku, sorunların yalnızca tek bir siyasi lidere bağlanamayacağını kaydetti.

Koçeku, "İnsanlar yalnızca hükümetin değişmesini istemiyor. Arnavutluk'un yönetilme biçiminin değişmesini talep ediyor" ifadelerini kullandı.

"ERKEN SEÇİM TEK BAŞINA KRİZİ ÇÖZEMEZ"

Ülkede tartışılan erken seçim ve geçici hükümet seçeneklerini değerlendiren Koçeku, siyasi krize bulunacak çözümün anayasa, demokratik kurumlar ve halkın iradesi çerçevesinde şekillenmesi gerektiğini kaydetti.

Erken seçimin demokratik bir çıkış yolu sunabileceğini ancak yurttaşların seçim sürecine ve kurumların bağımsızlığına güven duymaması halinde tek başına yeterli olmayacağını kaydetti.

Geçici hükümet seçeneğinin de değerlendirilebileceğini ifade eden Koçeku, böyle bir yönetimin meşru anayasal ve siyasi süreçlerle oluşturulması, görev süresinin ve yetkilerinin açıkça tanımlanması gerektiğini kaydetti.

Koçeku, siyasi diyaloğun demokratik kurumlar içerisinde yürütülmesinin önemine dikkat çekerek, "Ülke ciddi bir siyasi krizle karşı karşıyayken parlamento işlevsiz hale gelemez" dedi.

Barışçıl protesto hakkının korunması gerektiğini vurgulayan Koçeku, polisin orantısız güç kullandığı, keyfi gözaltılar yaptığı ve temel hakları ihlal ettiği yönündeki iddiaların bağımsız biçimde soruşturulmasını istedi.

Koçeku, önceliğinin yalnızca siyasi yönetimin değişmesi olmadığını, demokratik kurumlara duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi ve yurttaşların kendilerini ilgilendiren kararlarda söz sahibi olması gerektiğini ifade etti.

"ARNAVUTLUK'UN DOĞAL ZENGİNLİKLERİ FEDA EDİLEMEZ"

ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ile bağlantılı milyarlarca Euro değerindeki turizm projelerine ilişkin tartışmaları da değerlendiren Koçeku, ekonomik kalkınmanın çevresel ve toplumsal maliyetlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini dile getirdi.

Kırsal bir topluluktan geldiğini ve sürdürülebilir turizm ile çevresel kalkınma alanlarında çalıştığını belirten Koçeku, Arnavutluk'un doğal zenginliklerinin kısa vadeli ekonomik kazançlar uğruna tüketilemeyeceğini altını çizdi.

Yabancı yatırımlara karşı olmadığını ifade eden Koçeku, yatırımların çevre mevzuatına, yerel topluluklara, şeffaflığa ve kamu yararına saygı göstermesi gerektiğini kaydetti.

Kushner ile bağlantılı Sazan Adası ve Vjosa-Narta bölgelerindeki projelere dikkat çeken Koçeku, bu yatırımlardan kimlerin yararlandığının, uzun vadeli çevresel etkilerinin ve yerel halkın karar alma süreçlerine katılımının açıklığa kavuşturulması gerektiğini dile getirdi.

Koçeku, yatırımcıların uluslararası nüfuzundan bağımsız olarak kamu kaynaklarının ulusal çıkarlar doğrultusunda yönetilmesi gerektiğini belirterek, "Ekonomik kalkınma halka hizmet etmeli ve ülkenin doğal mirasını korumalıdır. Bunun bedeli doğal varlıklarımızın kaybedilmesi olmamalıdır" dedi.

Arnavutluk'un doğal ve kültürel kimliğini koruyarak başarılı bir turizm destinasyonu olabileceğini savunan Koçeku, "Her şeyden önemlisi, Sazan Adası örneğinde olduğu gibi topraklarını satmadan da bunu başarabiliriz" ifadelerini kullandı.

"SIRBİSTAN KOSOVA'NIN BAĞIMSIZLIĞINI TANIMALI"

Kosova ile Sırbistan arasındaki gerilime ilişkin değerlendirmelerde bulunan Koçeku, Sırbistan'ın Kosova'nın bağımsızlığını tanıması gerektiğini ifade etti.

Kosova'nın egemenliğini reddeden bir Sırbistan'ın gerçek anlamda demokratikleşmesinin mümkün olmadığını savunan Koçeku, Belgrad yönetiminin geçmişte Kosova'da işlenen suçlarla yüzleşmesi gerektiğini ifade etti.

Koçeku, Kosova'da yaşanan toplu katliamlar, cinsel şiddet, sivillerin ve çocukların öldürülmesi ile yerleşim yerlerinin tahrip edilmesi gibi suçların kabul edilmesi ve mağdurlardan özür dilenmesi gerektiğini ifade etti.

Balkanlar'ın 1990'lı yıllarda yaşanan çatışmaları yeniden kaldıramayacağını vurgulayan Koçeku, yeni bir savaşın yalnızca bölge için değil, Avrupa'nın tamamı açısından ağır sonuçlar doğuracağını ifade etti.

Koçeku, "Gerçekler kabul edilmeden uzlaşma, adalet sağlanmadan kalıcı barış, geçmiş inkâr edilerek demokratik bir gelecek inşa edilemez" dedi.

"TÜRKİYE'NİN SIRBİSTAN İLE İŞBİRLİĞİ KOSOVA'NIN GÜVENLİĞİNİ ZEDELEMEMELİ"

Türkiye'nin Batı Balkanlar'daki rolüne de değinen Koçeku, Ankara ile Tiran arasındaki tarihsel, kültürel ve diplomatik ilişkilerin önemini altını çizdi.

Türkiye'nin özellikle ekonomik işbirliği, güvenlik ve savunma alanlarında Arnavutluk için önemli bir ortak olduğunu belirten Koçeku, Ankara'nın Sırbistan ile ilişkilerinin de bölgesel stratejik çıkarlar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Türkiye'nin hem Arnavutluk hem de Sırbistan ile yapıcı ilişkiler sürdürebileceğini ifade eden Koçeku, bunun bölgesel istikrara, karşılıklı saygıya ve barışçıl işbirliğine katkı sağlaması gerektiğini kaydetti.

Koçeku, Türkiye'nin Kosova'nın bağımsızlığını tanımasının ve uluslararası konumunu desteklemesinin Arnavutluk açısından önemli olduğunu vurgulayarak, "En önemli mesele, Ankara ile Belgrad arasındaki işbirliğinin Kosova'nın egemenliğini veya güvenliğini zedelememesidir" dedi.

Batı Balkanlar'ın dış güçler arasında rekabet alanına dönüşmemesi gerektiğini belirten Koçeku, bölgesel işbirliğinin demokratik kurumları, istikrarı ve Avrupa ile bütünleşme hedefini güçlendirmesi gerektiğini ifade etti.

"ARNAVUTLUK'TA CEZASIZLIK YASANIN KENDİSİ HALİNE GELDİ"

Arnavutluk'taki yolsuzluk iddialarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Koçeku, ülkedeki temel sorunun yalnızca yolsuzluk olmadığını, cezasızlığın sistemin bir parçası haline geldiğini savundu.

Koçeku, "Arnavutluk'taki temel sorun yalnızca yolsuzluk değil. Asıl sorun, cezasızlığın fiilen yasanın kendisi haline geldiği bir sistemin varlığıdır" dedi.

Yolsuzluğun devletin işleyişinde istisnai bir durum olarak değil, siyasi iktidarın kullanılma biçimine yerleşmiş bir unsur olarak algılandığını belirten Koçeku, kurumların bağımsızlığının ve siyasi hesap verebilirliğin zayıflamasının sorunu derinleştirdiğini ifade etti.

Koçeku, "Kurumlar bağımsız olmadığında, siyasi hesap verebilirlik neredeyse ortadan kalktığında ve iktidardakiler hukukun üzerinde hareket ediyormuş gibi göründüğünde yolsuzluk bireysel bir suç olmaktan çıkarak sistemsel bir soruna dönüşür" ifadelerini kullandı.

Arnavutluk Özel Yolsuzluk ve Organize Suçlarla Mücadele Savcılığı'nın (SPAK) özellikle üst düzey yolsuzluk soruşturmalarında önemli çalışmalar yürüttüğünü belirten Koçeku, buna rağmen yapılması gereken çok şey bulunduğunu ifade etti.

Yargının yalnızca bağımsız değil, aynı zamanda tutarlı ve siyasi nüfuzdan etkilenmeden herkese eşit biçimde uygulanması gerektiğini altını çizdi.

"HESAP SORAN YURTTAŞLAR POLİS ŞİDDETİYLE KARŞILAŞIYOR"

Demokratik kurumların işleyişine yönelik eleştirilerini sürdüren Koçeku, medya bağımsızlığının zedelenmesi ve protestoculara yönelik polis müdahalelerinin endişe verici olduğunu kaydetti.

Öğrencilere, çocuklara ve barışçıl göstericilere yönelik polis şiddeti iddialarının bağımsız biçimde soruşturulması gerektiğini belirten Koçeku, temel haklarını kullanan yurttaşların baskı ve yıldırmayla karşılaşmasının demokratik ilkelerle bağdaşmadığını ifade etti.

Koçeku, "Kamu gücünü kötüye kullanmakla suçlananlar korunurken, hesap verebilirlik talep edenler polis coplarıyla karşılaşıyorsa nasıl bir demokrasi inşa ediyoruz?" dedi.

Devlet kurumlarının temel görevinin yurttaşları iktidarın gücünü kötüye kullanmasından korumak olduğunu vurgulayan Koçeku, "Kurumların görevi iktidarı yurttaşlardan korumak değildir" ifadelerini kullandı.

Arnavutluk'ta yaşananların yalnızca bir yolsuzluk sorunu olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Koçeku, ülkede demokrasi, kurumsal bağımsızlık ve hukukun üstünlüğü alanlarında daha geniş bir kriz bulunduğunu savundu.

Koçeku, "Güçlülerin cezasızlıktan yararlandığı, sıradan yurttaşların ise temel haklarını kullanmaktan korktuğu bir devlet, gerçek demokrasiye ulaştığını iddia edemez" dedi.

"ARNAVUTLUK CEZASIZLIK KÜLTÜRÜ ÜZERİNE AVRUPA GELECEĞİ İNŞA EDEMEZ"

Arnavutluk'un Avrupa ile bütünleşme sürecine de değinen Koçeku, Avrupa Birliği üyeliği hedefinin yalnızca yasal düzenlemelerle sınırlı kalmaması gerektiğini altını çizdi.

Avrupa ile bütünleşmenin bağımsız kurumlar, özgür medya, hesap verebilir hükümet ve herkese eşit uygulanan adalet anlamına gelmesi gerektiğini belirten Koçeku, demokratik ilkelerin uygulamada güçlendirilmesinin önemine vurguladı.

Koçeku, "Arnavutluk, cezasızlık kültürü üzerine bir Avrupa geleceği inşa edemez" dedi.

Demokratik ilkelerin zayıflatıldığı bir ortamda yalnızca Avrupa mevzuatının benimsenmesinin yeterli olmayacağını belirten Koçeku, gerçek bütünleşmenin hukukun üstünlüğü ve kurumsal bağımsızlığın güvence altına alınmasıyla mümkün olacağını ifade etti.

Paylaş:

İlgili Haberler