
Zeynep Dilara Akyürek / – Afyonkarahisar’da dün yaşanan esrarengiz olaylar, tek bir kişinin silahlı saldırısı olduğu anlaşılana kadar 5 kişiyi hayattan kopardı. Arif Sefa Özdemir isimli saldırgan pompalı tüfekle geçtiği güzergâhtaki kişileri ‘başından vuruyordu’. Başta ölenler arasında bir bağ olup olmadığı şüphesi baskın gelse de, bu kişilerin Afyon saldırganı ile bağlantısı da düşünülüyordu. Saldırgan toplam 8 kişiyi öldürüp 1 kişiyi ağır yaraladı. Yakalandığında ise güvenlik güçleriyle çatışıp 2 jandarmayı hafif yaraladı. Afyon’da başlayan cinayetleri, gasp ettiği arabayla çamura saplanana kadar sürdüren saldırgan, daha sonra Kütahya’ya kadar kaçmayı başarmış ve sonunda Eskişehir'de yakalanmıştı. Ancak bu saldırganın motivasyonunun ne olduğu, seri katil olma ihtimali de akıllarda yer ediyordu. Türkiye'deki seri katilleri ve seri cinayetlerin karanlık noktalarına temas eden gazeteci yazar Sevinç Yavuz, Afyon saldırganına ilişkin ‘amok koşusu’ şüphesini ’ye anlattı.

SERİ KATİL Mİ, AMOK KOŞUSU MU? ‘EN ÇOK ÖRÜMCEĞE BENZERLER’
Türkiye'nin suç tarihine ‘Otoban Katilleri’ diye geçen Yiğit Bekçe (29) ve Mehmet Karahasan (24), 20-23 Ekim 2006 tarihlerinde 52 saatlik zaman diliminde 6 farklı şehirde 7 kişiyi öldürmüş, 2 kişiyi de yaralamıştı. Bu katiller başta ‘seri katil’ mi diye düşünülse de, aslında birer ‘amok koşucusuydu’. Peki ama ‘amok koşusu’ tam olarak ne? Seri katil ile farkı nerede başlıyor? En önemlisi de dün Afyon’da yakalanan saldırgan 8 kişiyi öldürürken bir amok koşusu içinde miydi? Amok koşusu, bir bireyin ani bir şekilde çılgınlık, öfke ya da cinnet benzeri bir ruh haline girmesiyle başlayan ve önüne çıkan her canlıya rastgele saldırması veya öldürmesiyle karakterize olan, geçici bir şiddet patlaması ve 'amok sendromu' durumu olarak tanımlanıyor. Kökeni Malay kültürüne (Güneydoğu Asya) dayanan amok koşusu, modern tıp, psikiyatri ve edebiyatta derin bir yer etmişti. Antik Malay toplumlarında, ağır bir hakarete uğrayan, derin bir utanç veya çaresizlik yaşayan erkeklerin, içine düştükleri ruh halinden çıkamayarak pompalı tüfek ya da kılıçlarla sokaklara fırlayıp önlerine çıkan canlıları katlettiği durumlar için kullanılırdı. Genellikle koşu, saldırganın öldürülmesi ya da intihar etmesiyle sonuçlanıyordu. Afyon saldırganı bir amok koşusu içinde miydi? Sevinç Yavuz şöyle anlattı:
-alıntı-
“Bu seri cinayetten ziyade amok koşusuna benziyor. Peki seri katil ve amok koşucusunun farkı nedir? Yıllar önce iki genç insan biri 20'lerindeydi biri 30'a yakındı. İstanbul'dan yola çıktılar ve önlerine çıkan herkesi öldürmeye başladılar. Otoyollar katilleri diye tanındılar. Onlarda da Afyon saldırganında da benzer bir şekilde ani çıldırma hali var. Bu iki vakanın da amok koşusu olduğunu düşünüyorum. Madde kullanma durumu da olabilir. Her zaman madde kullanırlar diyemeyiz ama olabilir. Hem seri katliamlar, hem politik katliam yapanların madde kullananlar olduğu gibi hiç kullanmadan katil olanlar da var. Seri katilleri örümceğe benzetebiliriz. Örümcek ne yapar, tuzak kurar ve avının tuzağa düşmesini bekler. Seri katillerin de motivasyonları bellidir. Çok da cesur olmayan, aslında çok da agresif olmayan insanlar sayılır seri katiller. Bu Afyon’daki hikayede ise aslında daha agresif bir silah kullanımı var. Tabi burada ölenlere ateş edilen mesafe bile önemli.”

KATLİAM ARZUSUNDA KATİLİN YAŞI ETKİLİ Mİ? BİR VİRÜS OLABİLİR: ‘20’LER KRİTİK, 35 EŞİK’
Afyon saldırganı 30 yaşındaydı ve aniden önüne geleni öldürme motivasyonuyla yüklenmişti. Aslında bu, yalnızca yaptığı saldırılar ve cinayetler ışığında söylenen ilk cümleydi. Saldırganın daha önce başkalarına ya da başka canlılara zarar verip vermediği henüz bilinmiyordu. Bir ruh ve sinir hastalığı var mı bilinmiyordu. Ancak amok koşusu söz konusu ise geçmişte ortaya atılan bir virüsten ya da 20’li yaşlardan 35 yaşa kadar süreçten söz etmek mümkün olabilirdi. Şizofreninin yaş ilerledikçe daha az ihtimalle görülmesi, 30 yaşında 8 kişiyi öldüren bir saldırgan göz önünde bulundurulduğunda kritik bir tablo çiziyordu. Sevinç Yavuz, saldırganların kolay bulduğu hedeflere, bu tür suçluların yaşlarında dikkat çeken benzerliğe ve yaşadıkları çevredeki ipuçlarına vurguladı.
“Saldırgan muhtemelen daha önce de bu kaderle ilgili belirti vermiştir. İki ihtimal var, ya belirti vermiştir ya da vermiş ama okunamamıştır. Afyon saldırganı özelinde kendi iç dünyasında mutlaka başka canlılara da zarar vermiştir. Kedi, köpek, komşu, arkadaş, mutlaka bir zarar vermiştir. Şunu anlamamız gerekiyor, Kimse sabah uyandığında katil olmaz. Öncesinde cinsel saldırı, kendinden daha zayıf bir varlığa işkence yapmak şeklinde tecrübe edilmiştir. Her sinirli, her saldırısı olan seri katil olacak ya da tanımlanacak değil. Yaşlı cinayetlerine çok dikkat edilmelidir. 3 kolay hedef var Türkiye'de. Bir hayvan, iki çocuk, üç yaşlı. Özellikle tek yaşayan ya da çift olan yaşlılar. Ben katillerin büyük çoğunluğunun ilk suçunun öldürmek olmadığına inanıyorum. Yaşlı kadının bileziklerini çaldı çıktı ve ona hırsız dedik. Ancak bu tip kişiler her zaman bir level üstünü deneyecektir. Seri katil dediğimiz kişiler bu suçun altından kalkabileceğine inandığı sürece cinayete devam eder. Amok koşusu ise anlık bir devinme. Bunun Osmanlı'da da örnekleri var. Koşusunun simgesi Uzak Doğu'ya uzanır, Uzak Doğu ülkelerine uzanır. Bir dönem Uzak Doğu’da bir virüsün buna yol açtığına dair düşünceler vardı. 30 yaşındaki katilin ailesi ile görüşmek incelemek lazım. Dünyada bir bu tip kaderleri paylaşmış ve hayata geçirmiş insanlara baktığımızda yaşları benzerlik gösteriyor. Genelde dünyadaki katiller 20 küsur yaşlarında buna başlıyor. Yaş aralığı 20 ila 35. 35-40 arası gibi yaşlar kritiktir. Şizofreni de mesela daha çok 20'li yaşlarda ortaya çıkan ruh hastalığı. Yaş ilerledikçe şizofren olma ihtimali azalır. Daha geç yaşlarda görülebilir, yani yok olmaz ama azalır. Afyon saldırganının 30'larında olması beni şaşırtmadı. Şu an elimizdeki bilgilerle bunu bir seri cinayet olarak algılamam. Öncesini de bilemiyoruz. Belki de zarar verdiği başka yerler var. Yaşadığı yerlere bakmak lazım. Yaşadığı mekanları incelemek gerekiyor.” –Sevinç Yavuz

35 İLA 40 KATİL ARAMIZDA MI? ‘YA BAŞKA SUÇTAN YAKALANDI YA DA ÖLDÜ’
Farklı suçlar işleyen ya da her zaman daha büyük suç işleme potansiyeli olan kişiler, bazen asıl suçları nedeniyle ceza almıyor olabilir. Yani bir seri katil, bazen seri katil olduğu bilinmeden, başka bir suçtan hapis ceza almış olabilir. Bu durumda cinayet işleyemeyecek olan seri katiller, bazen ömür boyu hiç fark edilmeden de yaşayıp ölebiliyor. Bu kişiler hiçbir zaman ‘artık öldürmeyeyim’ demiyor. Üstelik Sevinç Yavuz’a göre Türkiyede hala fark edilmemiş 35 ila 40 seri katil yaşıyor! Sevinç Yavuz, konuyla ilgili sözlerini şöyle noktaladı:
-alıntı-
“35 ya da 40 seri katilin Türkiye'de gizlendiğini ve cinayet işlediğini ya da işlemeye devam ettiğini iddia ediyorum. 10 yıl önce de diyordum. Ölmediği ya da yakalanmadığı sürece cinayet işlemeyi durdurmuyor bu kişiler. Belki de başka bir suçtan yakalanıyorlar ve içeri giriyorlar. Böylece cinayetler durmuş oluyor. Ya hapse girecek, ya ölecek, bu iki dış ikisi dışında bir seri katilin cinayet işlemeyi bırakma ihtimali yok. O yüzden şimdi seri cinayet anlamında en az 35 şüpheli katilin hala cinayet işlediğine inanıyorum.”