Blog Yazısı

Bir günlüğüne çocuk olmak!

08.11.2026 04:23 0 görüntülenme
Bir günlüğüne çocuk olmak!
Sevgili okurlarım, yazımın başlığıyla acaba ne demek istiyorum? Tamam sizi merakta bırakmayacağım, bugün politika konuşmak yok, bini aşkın dertlerimiz biraz beklesinler. Bugün hepinizi çocuk olmaya ça

Sevgili okurlarım, yazımın başlığıyla acaba ne demek istiyorum? Tamam sizi merakta bırakmayacağım, bugün politika konuşmak yok, bini aşkın dertlerimiz biraz beklesinler. Bugün hepinizi çocuk olmaya çağırıyorum. İtiraz kabul etmiyorum Çünkü yazarınız bir günlüğüne çocuk oldu, peşimden gelin.

Canlarım, ayın dördüyle sekizi arasında bu yıl dördüncüsü yapılan Fethiye Uluslararası Film Festivali için Fethiye’deydim. Festival ekibi bana hayatımda ilk defa “Açılış kortejimize katılır mısınız?” diye sordular, “Ben ünlü biri değilim, kortej benim neyime” diye yanıtladım. Ekiptekiler gülerek “Siz yarın saat onda hazır olun” dediler. Ve ertesi gün

Bir günlüğüne çocuk olmak! - Detaylı Analiz

benim çocuk olma yolculuğum başladı.

Sahilde arka bölümü festival için kapatılmış bir kafeye gittik. İçerideki masaların üstünde çeşit çeşit kostümler... Gelenler kostümleri seçip hop giyiniyorlar. Telefon kameraları ayna vazifesi görüyor. Köşede kadınlı erkekli bir grup oturmuş balon şişirip çubuklara bağlıyor ve bahis oynuyor, “Kim daha çok balon şişirecek” diye. Ben şöyle bir dolaşıp yaş

ortalamasını kestirmeye çalışıyorum. Yaklaşık elli kişiyiz ve ortalama yaş 50-60 arası. Yani en yaşlı benim. Birden silkinip “Hadi Işıl sana bir köşede yaşlı kadın pozlarıyla oturmak yakışmaz” diyerek kostüm dolu bir masaya gidip kendime bir cadı maskesi bir de şapkası seçiyorum, kahve sahibi de elime bir süpürge tutuşturuyor. Oldum mu sana cadıların cadısı!

Çok geçmeden bando eşliğinde sahil yolunda yürüyüşe başlıyoruz. Söylemeyi unuttum, ellerimizde daha önceden hazırlanmış kurdelelere bağlı defne yaprakları var. Bizi alkışlayanlara çiçeklerimizi uzatıyoruz. Elimdeki son çiçeği verdiğim yaşlı bir kadın bana sesleniyor: “Sağ ol çocuğum.” Yaşasın, çocukluğum tescillendi!

Dostlarım, hani neredeyse bir film festivalinde olduğumu unutacaktım. Öncelikle uzun zamandır aklımda dolaşıp duran bir düşünce vardı, şöyle: Efendim, kısa film ya da belgesel film çekmek bir çeşit gerilla taktiği gerektirir. Özellikle de belgesellerde her dakika bir aksilik çekim ekibini bulur. Peki bu zorluklarda çekilen filmler nasıl ve ne yolla seyirciye ulaşabilir?

Sosyal medya tamam da yetmez; gülen, ağlayan, alkışlayan seyirci ister. Benim kafamda dönüp dolaşan düşünce baktım ki Fethiye Festivali’nde ahalinin de katkılarıyla gerçekleşmiş. Festivalde bu işe gönül koyan kafeler, kitapçı dükkânları kapalı kısımlarını kalın perdelerle kapatıp kısa film ve belgeselleri kendi mekânlarında gösteriyorlar. Yoldan geçenlere